29 Temmuz 2011 Cuma

Gereççeler...

Hayatım boyunca tek istediğim anlaşılmaktı. Aynı müziği dinleyip konuşmadan aynı şeyleri hissetmek, uyumak. Anlaşılamayacağımı  düşünüyordum ve bugün anladım. Karmaşıklığımdan değil; basitliğimdendi aslında. Hayallerim yok sanirim ya da isimlendiremiyorum. Hayattaki rolüm sadece insanların hayatına girip çıkmakmış, bunu anladım. İnsanlar için gerecim sadece ama araçlarını ve amaçlarını bilmiyorum, sadece kullanılıyorum. "Aramızdan ayrıldıklarında ölüler için sadece yas tutacağız. Başka hiçbir şey yapmayacağız. Zaman geçecek ve bir zaman gelecek, artık bizi birleştiren şeyi adlandıramaz olacağız. Bu ad yavaş yavaş silinmeye başlayacak. Sonra bir gün tamamen yok olacak."* Fakat gereçler için yas tutulmaz; daha iyisi ya da yenisi alınır.. Başarısızlığın sorumlusudur gereç ve başarıda payı yoktur hiç. Vitrinde olmamıştır, raftadır ve tozludur. Gizliliğini toza borçlu olduğunu bilir, vefalıdır. Gereçliğini bilir, gerekçeleri sorgulamaz. Yalnız başına hiçtir, bütünün farkedilmeyen parçasıdır. "İnsan sürekli yaşadığı zorluklardan bahsetmemeli yoksa kendisine olan saygısını yitirir." *Bazen kendisine olan saygı kaybettirir insana kendisini. Kendisine olan saygısını kaybetmek geliştirir insanı ve saygının değerini anlar. Kendisine saygısı olan insan kaybeder, kaybetmeye mahkumdur. İğrendiği kişiler imrendiği kişiler olur zamanla. Kendine olan saygısızlığı kazanmak, kendine olan saygıyı kaybetmekten iyidir. Kendine olan saygı egodur ve tatmin edilemez. Notlandırmalar neden hep en düşük olandan yapılır? Neden eksiğine göre notlandırılır insan? Yapılan yanlışlarlar neden hep yapılmayan yanlışların yapılacağını düşündürür? Beklentiler neden beklenilmeyen olur?

*Hiroshima mon amour'dan alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder