Ölüm saftır çünkü hapsedildiğiniz çirkin bir beden yoktur. Ölüm adalettir. Ne kadar aşağılık olursanız olun ölünce yükselirsiniz. "Taşımak zorunda olduğunuz yaralarınız yoktur." artık. Başlangıcı ölüm olan sonsuzluksunuzdur. Beden acıdır aynı zaman da yaşam da. Ya ilaçlarla ruhu öldürürsünüz ya da kimyasallarla bedeni. Ya ruhsuzluğa bağımlı olursunuz ya da bedeninize taparsınız.
Ölmeden önce hep bir şans daha istersiniz o şansın sizi ikinci kez öldüreceğini bilerek. "Şans" talihtir fakat son isteneni hep ölümcüldür. İnsan acıya dayanamaz fakat acıdan da vazgeçemez. Bundandır hep son şans istemeler. Her acıda eşik yükselir ve giderek bağımlı olursunuz. Daha fazlasını istersiniz. Her yeni acı öncekini hatırlatır; kimi zaman güldürür, kimi zaman ağlatır. Mutlu olmak isteyen ya hiç mutsuz olmamıştır ya da acı çekmemiştir. Yok olmanın dayanılmaz hafifliğine erişmemiştir.
Bencil insanlar kendi mutluluklarını düşünür, "diğerleri" kendi imajlarını. "Diğerleri" hep "iyi" kalmak istedikleri için mutsuzdurlar ve bu sebepten hep "iyi" kalmak isterler. Bu yüzden gözyaşları daha yoğun ve değerlidir. Anlık değildir. Oluşması süreç gerektirir ve bu süreç acıdır. Her damlada o sürece rastlayabilirsiniz. Bir mendilde saklanmazlar. Silen olmaz ve akar giderler geldiklere yere. Özden gelir, öze giderler; ruhtan gelirler. Bedeni ifade şekli değil iade şekil olarak kullanırlar. Kiracı oldukları için bedenlerine iyi bakmazlar. Her duvarda çivi izlerine rastlayabilirsiniz fakat hiç tablo göremezsiniz. Kapısı hep açıktır, bu nedenle çivileri çakanları hiç bilemezsiniz ama kiracılar gururludur. Evden atılmadan çıkmayı bilirler. Çoğu ay sonu gelmeden evi boşaltırlar 27'sinde ve kimse nereye gittiklerine ya da neden gittiklerini bilmez fakat gidişleri ihtişamlıdır.
İnsanlar sürekli ne kadar zayıfladığımdan bahsediyor bana. Aslında zayıflamadım sadece kilo verdim. Aksine daha da güçlendim. Acıdan zevk alıyorum ve artık acı çekmek benim için mutlu olmaktan daha zor hale geldi. Açlığım bedensel değil, acıya açım. İnsanın kendisini geliştirmesinin yolunun bu olduğunu düşünüyorum. Acı,sevinçten daha yoğundur. İstersen Polyanna gibi her şeyden mutlu olabilirsiniz fakat hep acı çekemezsiniz. Mutluluk, mutluluğu getirirken aksine çektiğiniz acılar çekeceğiniz acıları daha da hafifletir. Mutluluğa bağışıklık yoktur.