12 Temmuz 2011 Salı

Bok ve Sinekler

İnsanlar sizden bir şeyler yapmanızı isterler fakat onları yaparak da onları memnun edemezsiniz. Doyumsuzluk tatmin noktası olur çoğu zaman, memnuniyetsizlik...
Bazı durumlarda hiçbir şey yapamazsın. Keşke o da bunu anlasaydı...
Kaçtı gitti. Eğer bir kaya damlaların mı beni günden güne erittiğini yoksa aniden mi parçalandığımı sorsanız bilemezdim sanırım. Sadece her zaman herkes için "iyi" olamayacağını anladığı zaman insan, bulunduğu anı yaşayabilir.

Kendini görebilmek için bir anlık bedeninden çıkar ya da geri dönemezsen başka bir beden bulabilir misin? Senin bedenin başka ruh bulabilir mi?
Bazen bir beden bulabildiğinizi düşünürsünüz, yanıldığınızı ancak bedenden bir "bok" parçası olarak siktir edildiğinizde anlarsınız. Bukowski'ye hak verirsiniz; kelebeklerin ve arıların konmak istediği bir çiçek olmak isterken sineklerin konduğu bir "bok" parçası olduğunuzu anlarsınız. Sadece insan artığı olduğunuzu anlarsınız ve eğer "sinek" bulabiliyorsanız işte asıl "kelebekler" ve "arılar" onlardır. Her "sinek" tecrübedir. Kimi sizden alır götürür, kimi parçanız olur. Döngüseldir. "Nepenthes" gibi görkemli değilsinizdir fakat samimisinizdir. "Sinekler" sizin "bok" olduğunuzu bilerek size gelir; ruhtan arta kalan olduğunuzu bilerek...
Karşılıksız yalnız bırakılmamanın hazzını yaşarsınız. İnsanlar sizi koklamak ya da koparmak için gelmezler. Sadece "bok"sunuzdur. Bedenden siktir edildiğin gibi dünyadan da siktir edilirsin bir gün ve gidişinden mevsimler sorumlu tutulmaz. Gelişin gibi gidişin de sessiz olur. "Sinek"lerin uğruna yaşadığı bir "kraliçe" hiç olmamıştır zaten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder