"Bazı gelecekler bellidir, bazı gideceklerin belli olduğu gibi. Yazılı bir senaryo vardır, sadece onu oynarsınız." demiştim; yanılmışım. Bazen yazılı senaryoda da rol bulamazsınız kendinize. İnsanlar seni düşündüklerini sanarken seni düşürürler aslında. İnsanlara bazen düşündüklerimi
aktaramıyorum. Bazen karşılık beklemeden yaparım bazı şeyleri ki böyle demeyen yoktur sanırım. Herkes "iyi"dir özünde.
Yaptığım şeylerin anlamlandırılmasından hoşlanmıyorum. Hayatım boyunca açık ve şeffaf oldum ya da olduğumu düşünüyorum. Doğrularım da oldu yanlışlarımın olduğu gibi. Anlamlandırmak özden uzaklaşmak gibi geliyor. Kimse kimseye bir şey ifade ya da ispat etmek zorunda değil.
Belki de bu yüzden davranışlarımın ya da duygularımın anlamlandırılmasından hoşlanmıyorum. Nedenleri bedenlerde aramayı tercih ediyorum; sözlerde değil. Bedenler yalan söylemez. Bazen yutkunursunuz, bazen konuşamazsınız, bazen ağlarsınız, doğarsınız, ölürsünüz...
Kaya gibi olmak istiyorum. Yağmur damlalarıyla erimek, saf olmak. Parçalanmanın son olmadığını anlatmak isterdim insanlara. Parçalanmak çoğalmaktır, değişimdir, gelişimdir. Sonumu bilmek istemezdim. Havayla şekillenmek isterdim, onunla sürüklenmek.
Mutlu ya da mutsuz olabilir insan. Mutsuz olmak da seçimdir ama öyle anlar gelir ki buna bile hakkınız olmaz. Hayatta kalabilmiş insanlar mutsuzluklarını anlamdırmamış ya da mutsuzluklarıyla "mutlu" olabilen insanlardır. Mental yalnızlıktır "mutluluk", kimsenin kimse için dünyaya gelmediğini bilmek... İnsanlar bir amaç için dünyaya gelmezler. Sadece "doğarlar" ve "ölürler". İnsanlar gelişirken zayıflıyorsanız zaman terse işler sizin için. "Ölüm" varoluştur kimine göre, kimine göre kaçış. Her giden sizden bir şey götürür ve aynı zamanda öze götürür sizi. Her şeye gücünüz yetmez. "Acizlik" özneldir ve özneler de önemlidir bu anlamda, "benceler". Bazen "zarar" vermeniz gerekebilir "karar" vermek için.
Yağmur getirir, yağmur götürür...
"Hepimiz öyle ya da böyle buraya yanlışlıkla geldik."
Wristcutters
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder